Bakmak, görmek, görüşmek….

2 beğenilme 0 beğenilmeme
12 okuma
5 Temmuz 2017 Aşk - İlişkiler Alemi kategorisinde Bana Özel yazdı
Yalandı, seni görmeyi düşünmedim hiç demiştim ya, düpedüz yalandı.

Sakarya-İstanbul arasının ne kadar olduğunu, günübirlik gidilip gidilmediğini bile hesaplamıştım çok çok önceleri. Sen daha bu bölgeye gelmeden önce hayat bana bir güzellik yapar da Doğu’ya doğru yolum düşer mi acaba diye merak ederken daha yakına taşındın diye çok sevinen biri, sen misin diyip gözlerine bakmak, parmaklarının sıcaklığını hissetmek, sonra da çekip gitmek için yanına gelmek isteyen biri, seni görmeyi hiç düşünmemiştim, hala da düşünmüyorum diyen.

Görmek, evet hiç düşünmüyorum görmeyi, gözlerimin bana gösterebileceği hiçbir detayı. Pembe panter de olabilirsin Pinokyo da. Umurumda değil neye benzediğin, benim tek merak ettiğim, o kalıbın içindeki. İşte tam da bu merak beni durduruyor aslında. Çünkü biliyorum seni gördüğümde eline dokunmak isteyeceğim, biliyorum parmaklarımı yüzünden dolaştırmak isteyeceğim, biliyorum dışardan hiç dostane görünmeyecek bütün bunlar. Dışarıdaki gözlere başka başka yorumlar için fırsat verebilecek her şeyi aslında seni daha iyi hissetmek için yapacağım.

Masanın başında karşılıklı oturup, nasılsın demek, ince belliden çay içmek, karşımda seni canlı kanlı görmek yetmeyecek bana, seni hissetmek isteyeceğim, derinin altında kanın aktığını, kalbinin nasıl bir ritimle çarptığını bilmek isteyeceğim. İnsan dokunmadan nasıl yaşar, dokunmadan nasıl tanır bilmiyorum çünkü.

Ama çekiniyorum açıkçası, düşün; biri kadın biri erkek iki kişi, bir masanın başında oturuyorlar, kadının umurunda değil, virane bir kahvede mi deniz kıyısında mı oturdukları, yalnız mı kalabalık bir yerde mi oldukları, sadece adama bakıyor, üstelik ellerini avuçlarına hapsetmiş, gözlerini gözlerine kilitlemiş, dinliyormuş gibi yapıyor.

Ne düşünür bunu dışarıdan gören gözler, başkaları… Of saçmalıyorum, derdim başkaları falan değil tabiî ki, ne zaman umursadım kimin ne düşündüğüne, nasıl baktığına, ama ya sen! Sen ne düşünürsün?

Beklemiyorsan söyleyeyim, seninle karşılaştığımızda dışarıya verdiğimiz görüntü bu olacak, önce işaret parmağımı uzatacağım, bardağı tutan parmaklarına dokunmak için, kaçırırsan başka bir zamanı kollayacağım. Tek tek, parmak izlerini hissedeceğim, avuç içindeki çizgilerine dokunacağım. Gözlerinin bütün ışıltısını içime çekmek için, yüzünün her çizgisine bakmak için, bütün yara izlerini görmek için geleceğim. Bu arada muhtemelen abuk subuk bir şey anlatıp dikkatini dağıtacağım, gerektiğinden fazla anlamlar yükleme ya da rahatsız olma diye. Öyle sessiz sakin gelip selam işte ben, e nasıl hayat, ne var ne yok, o filmi izledin mi, bu kitabı çok beğendim, hahaha, kikiki, çok eğlendim, keşke daha önce görüşseydik, kendine iyi bak, araşalım falan gibi bir buluşma olacağını düşünüyorsan hemen sil aklından, öyle bir ihtimal bile yok!

Bu buluşmanın daha önce olmamasının nedeni buydu işte, sana dokunmak için uzandığım zaman elindeki yüzük benim için engel olmayacak, bütün bunların ne yüzüğünle ne de cinsiyetinle ilgisi var diye açıklamalar yapmak zorunda kalırsam, ya şaşkınlıkla yüzüne bir maske yerleştirirsen! Yan masadakilerin, garsonun ne düşündüğüyle ilgili endişeli bakışlar görürsem gözlerinde… Aslında böyle yapman çok da normal olur, ama işte mesele de bu “normal”, senden beklediğim değil – ya çok şey beklemişsem?

Daha korkuncu ve benim için yıkıcı olanı, bütün hareketlerimin cinsellik içerdiğini düşünüp beklemediğim karşılıklar vermen. Nasıl anlatırım ki, ben seni hissetmek istedim sadece, sadece dokunmak istedim, bütün bunları normal insanlar gibi algılama lütfen, benim işte… hep deli dediğin kadın, yan yana gelince normal mi olmamı, toplumsal kuralları umursama mı bekliyordun?

Bunca çelişkime rağmen, biliyorum bir gün seninle oturacağız bir yerde, çünkü ben yürümeyi tercih etmeyeceğim, tam karşına oturacağım. Çay ve sigara içeceğiz bir sürü. Onca yolu gelmemin sebebi sadece sana dokunmak istemem, söyleyeceğin hiç bir şeyle ilgilenmiyorum, duymak istediğim bir şey yok, merak ettiğim bir şey yok, kelimelerle sana anlatacak bir şeyim yok. Bir gün uyanacağım ve seni görmek için bir saniye daha bekleyemeyeceğim. Hayır deme ihtimalini ortadan kaldırmak için %99 emrivaki yapacağım, alo ben geldim, şuradayım hadi gel yanıma diyeceğim.

Çekindin mi? merak etme seni taciz etmeyeceğim, düzenini değiştirmek, sürekli görüşmek gibi bir niyetim yok, sadece dokunmak istiyorum, sadece görmek istiyorum, gözlerimle değil tenimle, parmaklarımla.

Hazırla kendini, ya da iyi bir yalan bul, vaktin azalıyor.

Cevabınız

Adınız (isteğe bağlı):
Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
Spam Koruması:
Gelecekte bu doğrulamadan kurtulmak için, lütfen giriş yapınız veya üye olunuz.

İlgili hikayeler

1 beğenilme 0 beğenilmeme
1 cevap 31 okuma
10 Ağustos 2017 Aşk - İlişkiler Alemi kategorisinde Karga Psikolojik Vaka (7,396 puan) yazdı
2 beğenilme 0 beğenilmeme
0 cevap 9 okuma
6 Temmuz 2017 Aşk - İlişkiler Alemi kategorisinde Bana Özel yazdı
2 beğenilme 0 beğenilmeme
1 cevap 25 okuma
16 Ağustos 2017 Aşk - İlişkiler Alemi kategorisinde Karga Psikolojik Vaka (7,396 puan) yazdı
0 beğenilme 0 beğenilmeme
0 cevap 21 okuma
19 Temmuz 2017 Aşk - İlişkiler Alemi kategorisinde Rakun Psikolojik Vaka (6,198 puan) yazdı
2 beğenilme 0 beğenilmeme
0 cevap 11 okuma
6 Temmuz 2017 Aşk - İlişkiler Alemi kategorisinde Bana Özel yazdı
Yetersiz Bakiye; küçük kayıpların, başarısızlık hikayelerinin, ezik olayların kısacası tarihin ortanca çocuklarının sayfası. Tüm bunlara rağmen yıkılmamış, mutlu ve tüm başarısızlıklarını gülerek anlatabilen, tesellisi olan züğürtlerin sayfası. Biliyoruz ki sizin de başınızdan yüzlerce küçük başarısızlık, onlarca büyük başarısızlık ve bir kaç tane de iyice acınası olaylar geçmiştir. Siz de hikayenizi yazın. Beraber gülelim.
yetersiz bakiye
Anti kişisel gelişim sayfası.
...